Aynı Tencerede Pişmek

Eski sofralar, eski şarkılar, eski dostlar, eski kokular… Eskiyi düşünürken ne güzel de törpülüyoruz kötü detayları. İyi anılar öylesine parlıyor ki gözümü alıyor ışığı. Şu anın içindeki sorumluluklar, yaşam zorluğu içinde bulunduğumuz yeri ağırlaştırıyor. Yani bugün, dünlerden daha güzel aslında.

Mesela o zamanlar; akşam yemeğine gelen misafirler için hazırlanan sofraya bir bardak taşımak ve parmaklarının ucunda yükselsen de en uç kısma koyduğun bardağın başarısı, bugün başardığımız onca şeyden çok daha büyük geliyordu.Bu zamanların kötülüğünden bahsetmek gibi klişe laflar söylemeyeceğim. Geçmiş ve tamamlanmış bir hikâyedeki güven hissinin, şu an ne olacağını bilemediğimiz hayatlarımızı suçlamasına izin vermemeliyiz. “Eskiler daha iyiydi” cümlesinin artık tamamlanmış bir noktası var. Ama bizim hikâyemize hâlâ eklenen tabaklar var.O zamanlarda olduğu gibi şu anda da çoğu zaman iyi hissetmeyeceğiz. Sofrada tabağımıza gözyaşımızın düştüğü zamanlar da olacak pek tabii. Ama mutlu olmanın anlık bir hal olduğunu anladığımızda; eski olan anılarımıza da bir tabak koyup ona derin özlem duymak yerine, ilham almayı öğreneceğiz.

Mutluluk; bir anın içinde o anı değiştirmeye çalışmadan kalabildiğin, kısa anlarda içini kaplayan o duygu. Bazen masada biriyle göz göze gelmek, sabah kahvesinin ilk yudumunu almak, kendi kendine gülümseten düşünceler, bir şey yaratırken zamanın içinde kaybolduğunu fark etme anı... Bahsettiğim şey günümüzün vebası olan "her şeyi iyi görme, kötüyü yok sayma" değil; olanın içinde gerçek olan iyiye temas edebilmek.

Bir kaçış değil, aksine kötü anıları da içine koyabilmek.

Bir yaprağa sarılan kuş üzümlü sarma içi gibi tüm tatlara sıkı sıkı sarılmak... Ve en önemlisi; bu yazıyı okuyan herkes gibi, açılıp patlamasın diye sıkı sıkı yan yana dizilip bir arada, birbirine tadını geçire geçire pişmek. Ve bir süre dinlenip tadının ortaya çıkmasını sağlamak.Hayat, birlikte piştiğiniz insanlarla mutluluğu deneyimlemektir. Ve bazen sadece durup demlenmek; zamanın, acıyı ve neşeyi aynı tabağın içinde nasıl da eşsiz bir lezzete dönüştürdüğünü izlemektir.